Çanakkale’den bir anı Nezahat Onbaşı; Babası onu cepheye beraberinde götürmek zorunda kaldığında 9 yaşında idi. Çanakkale Savaşı’na katılan Nezahat, babasının emrindeki 70. Alay ile Milli Mücadele’de yer aldı. ”Ben babamın yanına ölmeye gidiyorum, siz nereye gidiyorsunuz?” sözleri ile tarihe adını yazdırmıştır.
 
Çanakkale’den bir anı Nezahat Onbaşı (Nezahat Baysel) Henüz dokuz yaşında bir kız çocuğu iken babası ile birlikte Kurtuluş Savaşı’na katılmış savaş kahramanı. 70. Alay Komutanı olan babasıyla Geyve Savaşı, Konya İsyanı, I. ve II. İnönü Savaşları ile Sakarya ve Gediz muharebelerine katılmıştır. İnönü Savaşı’ndaki katkıları nedeniyle Mustafa Kemal Atatürk’ün takdirini almıştır.
Çanakkale'den bir ''anı'' Nezahat Onbaşı 1

Çanakkale’den bir ”anı” Nezahat Onbaşı 1

Babası Hafız Halit Bey, annesi Hadiye Hanım’dır. Annesini I. Dünya Savaşı yıllarında veremden kaybetmiştir. Babası onu cepheye beraberinde götürmek zorunda kaldığında sadece 9 yaşında idi. Böylece önce Çanakkale Savaşı’na katılan Nezahat, daha sonra babasının emrindeki 70. Alay ile Milli Mücadele’de yer aldı. Çocukluğu savaş cephelerinde geçti, ata binmeyi ve silah kullanmayı öğrendi.
Türk ordusunun Yunanlara karşı ilk defa yenilgi aldığı cephelerden biri olan Gediz Cephesi’nde kaçan askerlerin geri döndürülüp birliğin toparlanmasında rolü oldu; Ben babamın yanına ölmeye gidiyorum, siz nereye gidiyorsunuz? sözleri ile askerlerin önüne dikilmesi onun bir savaş kahramanı olarak tarihe geçmesini sağlamıştır. Bu olaydan sonra kendisine 12 yaşında iken tümen komutanı Ahmet Derviş Paşa tarafından onbaşılığa terfi ettirilerek onbaşı rütbesi takıldı. TBMM’nin 30 Ocak 1921 tarihli oturumunda verdiği kararla, kendisine İstiklal Madalyası takdim edilmesine kararlaştırılan ilk kişi oldu. Ancak uygulama gecikmiş ve madalya, 2013’te Baysel’in torununun kızı Gizem Ünaldı’ya takdim edilmiştir.
Çanakkale'den bir ''anı'' Nezahat Onbaşı 2

Çanakkale’den bir ”anı” Nezahat Onbaşı 2

 
Tabur Komutanı Binbaşı Halit Bey’in kızı 9 yaşındaki Nezahat onbaşının da, bu küçük yaşına rağmen elinde silahı asker kıyafetiyle Türk ordusuyla birlikte çeşitli muharebelere katıldı. ”Ata binmesini ve silah kullanmasını çok iyi bilen bu kız çocuğu Milli Mücadele boyunca 70. Piyade Alayı‘nın bir mensubu olarak alayla birlikte tam bir asker gibi, cepheden cepheye koştu. Hatta bu Alaya, yunanlılar tarafından o bölgede ‘Kızlı Alay’ deniliyordu. O dönemde Çanakkale Savaşı’na katılan Galatasaray, Konya ve İzmir Liseleri gibi birçok okulun öğrencisinin şehit düştüğünü belirterek, savaşın olduğu dönemde bu üç lisenin mezun bile verememişti.
İlk asker elbisesini 1920’de giydi. İlk silahı, cephede karşılaştığı Çerkes Ethem tarafından kendisine hediye edilmiştir. Yunan kuvvetlerinin “Kızlı Alay” dedikleri 600 kişilik 70. Alayın simgesi haline geldi. Mustafa Kemal ve İsmet Paşa’nın da dikkatini çekti. Alayı ziyareti sırasında Mustafa Kemal Paşa ile tanışan Nezahat, Bursa Ahudağ eteklerinde, Bozüyük’te Atatürk’ün özel vagonunda ve Akşehir’de olmak üzere üç kez daha cephede Mustafa Kemal Paşa ile karşılaştı.
Çanakkale'den bir ''anı'' Nezahat Onbaşı 3

Çanakkale’den bir ”anı” Nezahat Onbaşı 3

Mustafa Kemal Atatürk ile ilk olarak cephede karşılaştığındaki anılarını ise şöyle anlatıyor:  Vazifemiz düşmanı durdurmaktı biz ahudağ dağında tahkimat yaparken Atatürk geldi, mebuslar ve mahiyeti ile beraber, beni orada görünce sordu, ”bu küçük kim diye?” Dediler ki ”70.Alay kumandanı Halit Bey’in kızı”, beni çağırdı; hem severek, hem korkarak da olsa yanına koştum, ”kızım dedi sen bu küçük boyunla ne yapabilirsin askerin içinde?” O zaman söyledim ”ben silah atarım, ata binerim, acemi erattan talim terbiye gördüm ve askerin kalesiyim ben dönmeden askerler dönmez” dedim. Ve beni çok sevdi.

Nezahat Onbaşı’nın kahramanlık hikâyesi savaş yıllarında TBMM’de  tartışıldı. 30 Ocak 1921 günü yapılan 140. oturumun birinci celsesine Bursa mebusu Emin Bey, ilk İstiklal Madalyası’nın Nezahat Onbaşı’ya takdimini teklif etti. Madalya takdimine dair karar zabıtlara geçmiş, ancak Nezahat Hanım’ın ömrü boyunca hayata geçirilmemiştir.

Çanakkale'den bir ''anı'' Nezahat Onbaşı 4

Çanakkale’den bir ”anı” Nezahat Onbaşı 4

Nezahat Onbaşı, savaştan sonra babası ile İstanbul’da yaşadı. Önce Bursa Amerikan Kız Koleji’nde, ardından İstanbul Kumkapı’da açılan Fransız Jan Dark Enstitüsü’nde öğrenim gördü. Babasının ikinci evliliği üzerine okuldan alındı, ortaokuldan sonra eğitimine devam etmedi.

1931’de İstiklal Madalyası sahibi genç bir asker olan Yüzbaşı Mehmet Rıfat Bey ile evlendi. Çift, Soyadı Kanunu çıktığında “Baysel” soyadını aldı ve iki kız çocuğu sahibi oldu. Nezahat Hanım, hayatını subay eşinin görev yaptığı Tokat, Amasya, Bursa, Ankara ve İstanbul’da sürdürdü. Yarım bıraktığı eğitimini 1936’da Ankara’da İsmet İnönü Kız Enstitüsü’ne giderek tamamladı.

Eşi Mehmet Rıfat Bey’in, Atatürk’ün yaverleri arasına girmesi üzerine kendisi de Atatürk’ün yakınında bulunan, Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen devlet törenlerine, balolara katılan Nezahet Onbaşı, dönemin asker ve lider eşleriyle iyi ilişkiler kurdu. 1974 yılında eşini kaybetti.

Kamuoyu, 1944 yılında Samet Ağaoğlu‘nun “Kuvayı Milliye Ruhu” adlı kitabıyla Nezahat Onbaşı’nın hikayesinden haberdar olmuştur. Kendisi ile görüşen gazeteci Kadri Kayabal, onun Kurtuluş Savaşı günleri ile ilgili belgeleri ödünç almış, ancak kaybetmişti. Böylece onbaşılık belgesi kaybolduğu için İstiklal Madalyası alamamış ancak konu bir gazete köşe yazarı tarafından gündeme getirilince 1986 yılında Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen bir törenle dönemin TBMM başkanı Necmettin Karaduman tarafından takdir beratı sunuldu.

24 Eylül 1994 tarihinde Gülhane Askeri Tıp Akademisi‘nde hayatını kaybetti. Cenaze töreni, bir takım askerin katılımı ile gerçekleşti. Naaşı, Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.

Çanakkale'den bir ''anı'' Nezahat Onbaşı 5

Çanakkale’den bir ”anı” Nezahat Onbaşı 5

 
”..Düşman askeri öylesine korkmuştu ki, Ertuğrul Koyu’na (V Kumsalı) girmiş olan büyük nakliye gemisinden inmeyi reddettiler. Komutanlar ve subaylar kılıçlarını çekmişlerdi ve adamları merdivenlerden aşağı gönderiyorlardı. Ama hiçbiri Türk kurşunlarından kaçamıyordu. ”
(Binbaşı Mahmut Sabri)
 
“… Havada korkunç bir koku vardı, benden önce oraya gitmiş birine “Bu koku da ne” diye sordum. “Siperimizin önünde yatan ölüler,” dedi. “Bizim önümüzde Hant ve Worcester’lardan 700, sağda da Anson Taburu’ndan 800 kişi yatıyor.” Orası iki mil ötedeydi ve koku bizim bulunduğumuz yere kadar geliyordu. Bu ölüm kokusunu içinden çıkartıp atamazsın. Onu hala hissederim.”
(Er Harry Baker)
 
TRT Arşivlerinde yer alan, Nazmi Kal’ın sunuculuğunu yaptığı programın 36. bölümünde;  Nezahat Baysel  Cephe’de Atatürk ile karşılaşma anısını o günkü heyecan ile anlatmaktadır.

Kaynaklar: özgür ansiklopedi, trt arşiv, istanbul üniversitesi kütüphanesi, tbmm zabıt cerideleri, tbmm kütüphanesi