Bin dokuz yüz yetmiş beş yılıydı. Akdeniz’in omzuna güzel bir kadın uzanmıştı. Adı Beyrut’tu. Feyruz Li Beyrut şarkısı Ortadoğu’nun Paris’inden geliyordu…

Ailesi oybirliği ile onu particilik benziniyle yakmaya; benzersiz bir barbarlık ve vahşet töreninde küllerini denize savurmaya karar vermişti.

Keder güneşi ve ölüm kokusunun yitmediği Şehir

Keder güneşi ve ölüm kokusunun yitmediği Lübnan ve Nizar Kabbâni’nin “Ben Beyrut”u ile bir çırpıda 100 yıl yaşamış gibi hissettiren o ünlü şiir ile başlamayı istiyorum.

Lübnan İç Savaşı’nı (1975-1990) anlatırken Beyrut’u kadına benzetir, Lübnanlıları aile ile simgeleştirdiği ve şiirin mısraları ise oldukça düşündürücüdür.

Bin dokuz yüz yetmiş beş yılıydı.
Akdeniz’in omzuna güzel bir kadın uzanmıştı.
Adı Beyrut’tu.
Ailesi oybirliği ile onu particilik benziniyle yakmaya, benzersiz bir barbarlık ve vahşet töreninde küllerini denize savurmaya karar vermişti.

Nizar Kabbani

Nüfusu 1,5 milyonun üzerinde olan Beyrut, deniz etkisinden biraz korunaklı bir coğrafi konumumda olan akdenizin doğu körfez bölgesinde yer alan kıyısında bulunur. Bu sebeple Beyrut’ta tipik bir akdeniz iklimi var aslında. Osmanlı döneminde planlı bir gelişme göstermiş 1943 yılında Lübnan’ın bağımsızlığını kazanması ile birlikte gelişigüzel ve hızlı bir büyüme dönemine girmiştir.

1975-1991 iç savaşından önce Hıristiyan ve Müslüman sayısı eşitmiş. Şimdi müslümanlar çoğunlukta bulunuyor. Halkın büyük çoğunluğunu meydana getiren Araplar, Lübnanlıları, Filistinli mültecileri, Suriyelileri ve başka göçmen Arap cemiyetleri de içine alıyor. En büyük ve tek etnik azınlık Hristiyan Ermeniler. Hristiyan Araplar gibi iç savaş yüzünden ve sonrasında sayıları göçle azaldı ve azalmaya devam etmektedir.

Beyrut’un doğusunda Hristiyanlar, batısında ise Müslümanlar çoğunluktadır. Eskiden Müslüman topluluğun çoğunluğu Sünni iken 1960’lardan sonra göçler sonucu Şiilerin sayısı giderek artmıştır ve bugün Müslüman topluluğun çoğunluğunu oluşturmaktadır.

Beyrut hakkında ansiklopedik bilgiden sonra; Dünya’ca ünlü sanatçı Feyruz’un seslendirdiği Şam’lı şair Nizar Kabbani’nin eseri olan ”Li Beyrut” şarkısını en güzel beyrut görüntüleri ile bir araya getirdim. Mistik Ortadoğu ezgileriyle deephouse’un ruha dokunan o tonları Beyrut görüntüleri ile bir araya gelince belkide minik bir belgesel oldu.

Önce Ash:

Videoya geçmeden önce Beyrut’daki büyük patlamayada değinmek istiyorum. Nizar Kabbani Eserleri pek çok dile çevrilen Türk asıllı Suriyeli şair, aynı zamanda yazar ve diplomat Nizar Kabbani’nin Beyrut için yazdığı şiirler aşka ve vatana dair kalbinize dokunuyor. Şairin yıllar önce yazdığı mısralar, tam da o gün yüzlerce kişinin öldüğü,  binlerce kişinin yaralandığı Beyrut’un kalbine sarılıyor. İşte o mısralar;

” Ne yapıyorsun pazar günü

var mı vaktin

incelemek için aşkı

denizi

kumsalı

güzel kelimeleri bu pazar

Var mı vaktin

gömmek için yüzümü saçlarına

gün boyu

Var mı vaktin karşılamaya beni

Var mı beni dinlemek için sabrın

yüzüm harap

ruhum harap

Ve cesetsiz bir baş gibidir beyrut

verebilir misin bana ellerini

hissetmem için ebediliği

var mı vaktin hüznüm için

beyrut katliamından sonra

bir pazar günüm olmadı hiç. ”

Umarım kalbinize dokunur, iyi seyirler iyi dinlemeler. Beyrut hakkında daha detaylı içeriğe ulaşmak isterseniz videodan sonra sayfayı aşağı kaydırmaya devam edebilirsiniz.

Ben Beyrut.

Yüzüklerini, bileziklerini, gerdanlıklarını suda yitiren su kraliçesi.

Ben Akdeniz’in ayak altına düşen incisi.

Ben mitolojinin civa ile zehirlenmiş mavi balığı.

Ben; ilencin, şeytanların, korsanların; denizcilerini boğazlamak, hazinelerini yağmalamak üzere kovaladığı gemi.

Ben particiliğin kazurat kanallarında yüzerken boğulup ölen suçsuz kız çocuğu.

Ben yavrularına fırından bir kilo ekmek alırken belinden hançerlediğiniz Şems (Güneş).

Ben Beyrut. Sizin mermi şeridiyle, ahşap tabutla, ölüm ilânıyla değiş tokuş ettiğiniz, hak etmediğiniz sevgi şiiri.

Ben Beyrut.

Arkeoloji ve kazı kitapları beni de Sodom’u, Ammuriye’yi, Pompei’yi, Agadir’i, Hiroşima’yı andığı gibi anacak. Allah’ın “pişmiş taşlar atan ebâbil kuşları” gönderdiği öteki kentler gibi.

Gelecek tarihçiler Lübnan Masadası’ndan, Yahudi Masadası’ndan söz ettikleri gibi söz edecekler. Bu Yahudi halkının temel bireşimine katılan intihar ukdesidir; onunla kendini çökertmeye, toplu ölüm deneyimine girmeye kalkışır.

Ben Beyrut. Gözyaşlarını sel etmiş gemilerin, kumlarına ölümün aşağıdaki şiiri yazdığı kıyının hatırladığı terk edilmiş liman:

“Bin dokuz yüz yetmiş beş yılıydı. Akdeniz’in omzuna güzel bir kadın uzanmıştı. Adı Beyrut’tu. Ailesi oybirliği ile onu particilik benziniyle yakmaya; benzersiz bir barbarlık ve vahşet töreninde küllerini denize savurmaya karar vermişti.”

Nizar Kabbani: ”Ben BEYRUT” Kitabından…

Kaynaklar

Bu blog yazısını hazırlarken aşağıda yer alan kaynaklardan yararlandım


https://www.ajandakolik.com/beyrut-uzerine-yazilmis-nizar-kabbani-siirleri/

https://www.wikiwand.com/tr/Feyruz

https://www.alintisoz.com/sozler/bin-dokuz-y%C3%BCz-yetmi%C5%9F-be%C5%9F-y%C4%B1l%C4%B1yd%C4%B1-akdenizin-omzuna-g/77256

https://www.antoloji.com/biricik-beyrut-siiri/

https://www.indyturk.com/node/227266/t%C3%BCrkiyeden-sesler/keder-g%C3%BCne%C5%9Fi-ve-%C3%B6l%C3%BCm-kokusunun-yitmedi%C4%9Fi-l%C3%BCbnan-ve-nizar-kabb%C3%A2ni%E2%80%99nin-

https://www.wikiwand.com/tr/Beyrut

https://www.wikiwand.com/tr/Nizar_Kabbani

https://www.siirantolojim.com/tag/nizar-kabbani/page/3/

https://www.academia.edu/36977902/Nizar_Kabb%C3%A2ni_nin_Mersiyetu_Belk%C4%B1s_Adl%C4%B1_Eserinin_S%C3%B6ylem_%C3%87%C3%B6z%C3%BCmlemesi_-_Discourse_Analysis_Of_An_Elegy_To_Belkis_By_Niz%C3%A2r_Kabb%C3%A2n%C3%AE

Atıflar yukarıda kaynakları ile belirtilmiştir, izin kullanım vb. ihlal ilişkisi içeren atıf düşünüyorsanız lütfen iletişim sayfamdan bildiriniz.